Piczo

Log in!
Stay Signed In
Do you want to access your site more quickly on this computer? Check this box, and your username and password will be remembered for two weeks. Click logout to turn this off.

Stay Safe
Do not check this box if you are using a public computer. You don't want anyone seeing your personal info or messing with your site.
Ok, I got it
20 hits
KÜRESEL FELAKET
Dünya ısınıyor

   İstatistik tutmuyoruz, ancak son yıllarda havaların fazlaca kendi eğlencesinde olduğu kanaatindeyiz. Yazlar daha  bir uzun ve sıcak, kışlar daha bir kısa ve soğuk. İklimler enteresan oyunlar oynuyor ve üzerimize fırtınalar yollamayı daha sıklaştırdılar sanki. Elbette bütün bunlar hakkında şaka yapılmayacak kadar ciddi bir sorunun eseri, yani küresel ısınmanın. Bizim de yapabileceklerimizi öğrenme vaktimiz geldi.

1998, tarihe kaydedilmiş en sıcak yıl olarak geçti. O yıl Fransa'da yüzlerce insanın bu nedenle hayatını kaybettiğini hatırlayacaksınız. Üstelik maalesef hava sıcaklıkları düşüşe geçiyor filan da değil, 2050 yılına kadar dünyanın sıcaklığı 8 derece artacak. Bu tahmini, abartılı bulan bilim adamları da var, ancak biz Dünya Çevre Örgütü'nin yalancısıyız. Bu, buzulların neredeyse tamamının erimesi, dünyadaki birçok kıyı kentinin sular altında kalması demek. 10 bin yıl önce buzul çağını bitiren sıcaklık sadece 5 derece idi!
GÜNLÜK FELAKETLER

Seller, kuraklıklar ve fırtınalar da yüzyılda bir görülen olaylardan günlük felaketlere dönüşecek. Atmosfer ısındıkça, rüzgarlar ve okyanuslardaki büyük akıntılar ısınıyor, bu da sıcaklığın her yere yayılması anlamına geliyor. Alışılmadık doğa olaylarının sıklaşmasının sebebi de bu rüzgarlar ve akıntılar. Denizlerin ısınması atmosferi etkilediği gibi deniz canlılarını da etkiliyor, bazı canlıların soyu tükenirken bazı canlılar ise göç etmek zorunda kalıyor. Üstelik görünüşe göre tek göç edenler balıklar olmayacak, 50 yıl içinde kuzey bölgelere göçlerin başlayacağı tahmin ediliyor. İnsanlar sıcaklık değişimlerine dayanıklılar, ancak kuraklık ve açlığa değiller! Avrupa Çevre Örgütü'ne göre 2100 yılı, Avrupa'nın kardan adamlara veda ettiği yıl olacak, çünkü 2100'den sonra Avrupa'ya asla kar yağmayacak.

      Bütün bu tahminler, sıcaklığın bu hızla değil, giderek hızlanarak artacağı konusunda hemfikir. Tahminlere göre 10 yıl içine sıcaklık 0.38 derece arttı, deniz seviyesi geçen yüzyıla göre şimdiden 3 cm yükselmiş durumda. Ortadoğu'nun birçok önemli su kaynağı çölleşti, Brezilya ormanlarının yedide biri yok olmuş durumda. 100 yıl içinde yangınlar ve sıcaklar nedeniyle Amazon'un yarısının çölleşeceği tahmin ediliyor.
Bütün bu yazdıklarımız dünya ekonomisinin büyük darbeler alması demek. Oysa 2050 yılına kadar dünya gıda üretiminin %40 artmaması durumunda kıtlık baş gösterecek. Küresel ısınma ise toprakların verimliliğini büyük ölçüde yok ediyor.

    Küresel ısınmanın tek nedeni insanlar. Sanayi devrimi ile başlayan fosil yakıt kullanımı, bunun sonucunda geçen yüzyıla göre %30 artan karbondioksit miktarı. Atmosfere yaydığımız zararlı gazlar sera etkisi ile birleşince bu sonuçlar ortaya çıkıyor. Tamamen temiz enerji kaynaklarına geçsek ve sera etkili gazların kullanımını tamamen bıraksak bile dünya yüzyıllar boyu ekolojik felaketler yaşamaya devam edecek. Yine de bireysel olarak yapabileceklerimiz var.
Elden ne gelir?

Güneşten dünyaya bir saniyede gelen enerji, Avrupa'nın enerji ihtiyacını günlerce karşılayabilecek seviyede. Ancak güneş panelleri kurup şebeke elektriği kullanmamak, rüzgar ve dalga tirbünleri hazırlamak yapabileceğimiz bir iş gibi görünmüyor. O halde neler yapmalı, bu küresel felakete elimizden geldiğince engel olmak için nelere dikkat etmeli?

    Kışın evimizi iki derece daha az ısıtabiliriz. "Doğalgaz ne mükemmel bir hizmet değil mi" deyip evde şortlarla dolaşmak yerine uzun kollu kıyafetler giyip sıcaklığı "birazcık" azaltmak size büyük bir değişiklik gibi gelmeyebilir. Ancak milyonlarca kişinin bunu yapması atmosfer için fark edilir bir değişiklik olacak. 1.5 derece daha az ısınmanız %10 daha az enerji harcamanız demek.

    Daha az kağıt kullanmaya çalışabilir, notlarınızı bir tarafını kullandığınız kağıtların temiz tarafına alabilirsiniz.
Kullanmadığınız ışıkları söndürebilir, enerji tasarruflu ampuller kullanmaya başlayabilirsiniz. Biz de kullanıyoruz ve beyaz ışık bizi hiç de rahatsız etmiyor. Üstelik normal ampuller gibi çat çat yanıp gitmiyorlar. Şu an çalıştığınız bilgisayarı bile kullanmadığınız zaman kapamaya üşenmemelisiniz. Download yapanlarınız ise en azından monitörü kapayabilir.

*Sabunlanırken suyu kapatabilirsiniz.

*Fosil yakıtları ile çalışan araçlar sadece karbondioksit değil, yanmamış hidrokarbonlar da yayıyor. Elektrikle de çalışan hibrid araçlar yayılana kadar mümkün olduğunca toplu taşıma araçlarını kullanmayı deneyebiliriz.

*Büyükler otomobillerini sever, en azından ailenizin yürüme mesafesi için arabaya atlamaması, iş arkadaşlarınızı her gün diğerlerini işe götürmesi konusunda ikna edebilirsiniz.

*Kışın buzdolabının ısısını yükseltmeyi unutmayın.

*Sera meyveleri ve sebzelerini tercih etmemek, satışlarının azalması demektir, elinizden geleni yapın.

*Annenizi çamaşır ve bulaşık makinesini tamamen dolmadan çalıştırmaması, 60 yerine 45 derecede yıkama yapması konusunda uyarabilirsiniz. Biz bazen 30'la bile yıkıyoruz, şimdiye kadar çok pisiz diye yakınan biri olmadı. Sadece bu 15 derecelik fark, yılda 22 metreküp daha az karbondioksit üretmenizi sağlayacak.

*En az ambalaj kullanmış ürünleri tercih edebilirsiniz. Plastik ambalajın üzerine bir de karton etiket asmak çevreye zarar vermekten başka bir işe yaramaz. Birçok şehirde ücretsiz geri dönüşüm poşetleri dağıtılıyor ve belediye bu poşetleri topluyor. Araştırın!

*Kalorifer peteklerinin arkasına alüminyum folyo sarılı yansıtıcı kartonlar yerleştirmek iyi bir fikir.

*İçinde değilseniz odanın kapısını kapatın! Böylece o odayı ısıtmak için de enerji harcamamış olursunuz.

*Stand by konumunda bekleyen elektronik aletler hem elektrik hem de ömürlerini harcar.

*Evinizin yalıtımı konusunda yapacağınız bir şey yok. Ancak pencereleriniz ısı geçirmez değilse bu konuda ailenizle konuşabilirsiniz, ısınmak için harcadığınız enerjinin dörtte biri boşa gidiyor demektir.
Küresel Isınma Nedir?

    İnsanlar atarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresel ısınma denir. Daha ayrıntılı açıklamak gerekirse dünyanın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılıyor, dünya bu ışınları tekrar atmosfere yansıtıyor ama bazı ışınlar su buharı, karbondioksit ve metan gazının dünyanın üzerinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından tutuluyor. Bu da yeryüzünün yeterince sıcak kalmasını sağlıyor. Ama son dönemlerde fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, hızlı nüfus artışı ve toplumlardaki tüketim eğiliminin artması gibi nedenlerle karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazların atmosferdeki yığılması artış gösterdi. Bilimadamlarına göre işte bu artış küresel ısınmaya neden oluyor. 1860’tan günümüze kadar tutulan kayıtlar, ortalama küresel sıcaklığın 0.5 ila 0.8 derece kadar artığını gösteriyor. Bilimadamları son 50 yıldaki sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde farkedilebilir etkileri olduğu görüşünde. Üstelik artık geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşılıyor. Hiçbir önlem alınmazsa bu yüzyıl sonunda küresel sıcaklığın ortalama 2 derece artacağı tahmin ediliyor.

    2007’nin de dünya genelinde kayıtların tutulmaya başlandığı son 150 yıllık dönem içinde en sıcak yıl olabileceği öngörüsü var. Peki bu sıcaklık artışı yani küresel ısınma nelere yol açıyor, hayatımızı nasıl etkiliyor? Dünya iklim sisteminde değişikliklere neden olan küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanus derinliklerine, ekvatordan kutuplara kadar dünyanın her yerinde hissediliyor.
Kutuplardaki buzullar eriyor, deniz suyu seviyesi yükseliyor ve kıyı kesimlerde toprak kayıpları artıyor.

    Örneğin 1960’ların sonlarından bu yana Kuzey Yarıküre’de kar örtüsünde yüzde 10’luk bir azalma oldu. 20’inci yüzyıl boyunca deniz seviyelerinde de 10-25 cm arasında bir artış olduğu saptandı.Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde kasırgalar, seller, taşkınların şiddeti ve sıklığı artarken bazı bölgelerde uzun süreli, şiddetli kuraklıklar ve çölleşme etkili oluyor. Kışın sıcaklıklar artıyor, ilk bahar erken geliyor, sonbahar gecikiyor, hayvanların göç dönemleri değişiyor. Yani iklimler değişiyor.

    İşte bu değişikliklere dayanamayan bitki ve hayvan türleri de ya azalıyor ya da tamamen yok oluyor. Küresel ısınma insan sağlını da doğrudan etkiliyor. Bilimadamları, iklim değişikliklerinin kalp, solunum yolu, bulaşıcı, alerjik ve bazı diğer hastalıkları tetikleyebileceği görüşünde.
Küresel Isınmanın Sebepleri Nelerdir?
_________________________________________________________

    Küresel Isınmanın sebebi sera gazlarının gereğinden fazla atmosfere salınarak daha fazla ısının atmosferde tutulmasıdır. Sera gazları neden artıyor? Endüstri yani insan. Sanayi devrimi (1800 lü yıllar)’nden sonra binlerce fabrika kuruldu, yeni teknolojiler icat edildi, bilinçsizce fosil yakıtlar tüketildi ve sonuç şu an dünya sıcaktan pişiyor, kışlar ise bellli değil bir sert bir ılık…

    Tüm bu hareketlenmelerin ,devrimlerin ve sanayinin atığı sera gazları her geçen gün bilinçsizce atmosfere salındı. Neticede sanayi gelişti atık arttı, ormanlar yakıldı, atom bombaları, savaşlar derken insanlık kendini kendi ürettiği bataklıkta buldu.

     Küresel Isınmaya yol açan sera gazlarının artış sebepleri
Sera gazları dediğimiz CO2, metan, su buharı, azotoksit, kloroflorokarbon ve ozon neden bir artış içindeler? Aslında hepsinin bir artış ivmesi yakaladığını söyleyemeyiz. En çok salınanı karbondioksit ancak en risklisi metan ve kloroflorokarbondur. Metan, bir karbondioksitten 21 kat, azotoksitten de 270 kat daha fazla ısı soğurma kapasitesine sahip. Düşünün taşıt araçlarımızda karbondioksit yerine metan gazının çıktığını;heralde dünya venüs kadar sıcak ve yaşanılmaz olurdu.Karbondioksitin neden artış gösterdiğine gelince. Kimyasal olarak olayı ele aldığımızda yanma reaksiyonları sonucu atmosfere ya da ortama karbondioksit gazı salınır. 18. yy. ortalarından itibaren karbondioksitte hızla bir değişimin bir artışın olduğu görülmektedir.
Özetle küresel Isınmanın nedeni %90 insan. Birleşmiş Milletler iklim konferansı, iklim değişikliği konusundaki dördüncü değerlendirme raporunu açıkladı. Raporda, dünya ısısının 2100 yılına dek 1,8 ile 4 derece arasında yükseleceği kaydedildi. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın başkanı Achim Steiner’in, uzun zamandır beklenen raporunda, küresel ısınmanın, yüzde doksandan da yüksek bir olasılıkla, insan faaliyetleri yüzünden meydana geldiği sonucuna varıldı. Steiner, bu bulguların, artık, son 50 yılda artan sıcaklıklara neyin yol açtığı konusundaki tartışmalara bir nokta koyması gerektiğini söyledi. 2001 yılında hazırlanan son BM raporunda insan sorumluluğu yüzde 70′ler civarında saptanmıştı.

    Çağımızın en büyük tehditlerinden biri olarak görülen küresel ısınma “bilimin” vardığı noktayı özetleyen BM raporu, hükümetlerin politikalarını belirlerken temel alabileceği bir belge oluşturmayı amaçlıyor.
Paris’te yapılan toplantılarda en çok tartışılan konulardan biri, denizlerin düzeyinde ne kadar yükselme beklendiğiydi. BM İklim Değişikliği Paneli’nin 2001′deki son raporunda denizlerin düzeyinin bu yüzyılın sonuna dek 140 santim yükseleceği tahmin edilmişti. Bu rakam son derece kaygı vericidir.

    Yeni rapordaysa “Denizler 18 ile 59 santim arasında yükselecek” deniyor. Antarktika ve Grönland’daki buzulların erimesiyle oluşacak yükselmenin de gözardı edilmemesi gerektiği vurgulanıyor.
Grönland, her 40 saatte bir, 40 kilometreküp buz kaybediyor. Bu, gelişmiş bir ülkedeki 3-4 milyon nüfuslu bir kentin, örneğin Los Angeles’ın bir yıllık su kullanımına eşit.
Küresel ısınmaya karşı basit önlemler

Uzmanlar, küresel ısınmayı yavaşlatmak için 10 yıl kaldığı konusunda uyarıyor. Küresel ısınma, tüm dünyayı olduğu gibi, Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Daha şimdiden kuraklık tehdidi baş gösterdi bile… Dünya Doğal Hayatı Koruma Derneği bireysel olarak uygulayabileceğimiz basit ama etkili önlemler konusunda yol gösteriyor.

1. Su
Tatlı su, yeryüzünde yaşamın sürekliliği için en temel gereksinimdir. Yeryüzünün yüzde 70'i suyla kaplı olmasına karşın, bunun yüzde 97'si deniz suyudur. Yüzde 2'si kutuplarda buzul halindedir. Sonuç olarak, tüm dünyada içilebilir su miktarı varolan kaynakların yalnızca yüzde 1'idir.
 
Bu kaynaklar, artan dünya nüfusu, kalkınma ve yatırım kararları nedeniyle giderek tükenmektedir. Kalkınma programları, tatlı su kaynaklarının sürekliliğiyle uyum içinde yürütülmedikçe, doğaya verilen zarar artacaktır.
 
Su döngüsü ve onu destekleyen ekosistemler, suyu arıtarak ve geri dönüştürerek insanlar, hayvanlar ve bitkiler için hazır hale getirir. Ancak günümüzde en çok bozulmuş habitat türü tatlı su ekosistemleridir. Türkiye'de son 40 yıl içinde 1 milyon 300 bin hektar sulak alan kurutulmuş ve tahrip edilmiştir. Bu da Van Gölü'nün üç katından fazladır.
 
Türkiye'nin tüm kullanılabilir su varlığı 110 milyar metreküptür. Tuna Nehri'nin Karadeniz'e bir yılda 206 milyar m3 su boşalttığı göz önüne alınırsa, sanılanın aksine, ne kadar su fakiri olduğumuz anlaşılacaktır.
 
•Evde kullanılan temizlik malzemeleri, atık sularla birlikte nehirlere karışır. İçinde fosfat bulunmayan ve suda ayrışabilen temizlik ürünlerini kullanın.

•Dişlerinizi fırçalarken, bulaşık yıkarken ya da traş olurken açık bırakılan musluk, dakikada yaklaşık 15-20 litre suyun boşa akmasına sebep olur.

•Tek bir kişi yılda ortalama 49 bin 140 litre suyu tuvaletlerde tüketir. Sifonun bir kez çekilmesi ile 10 lt su harcanır. Yeni teknolojiler sayesinde standart modellere göre yüzde 60 daha az su tüketen klozetler bulunmaktadır.

•Sifon çekildiğinde suyu renklendirsin ve temizlesin diye tuvalete asılan maddeleri kullanmayın. Bunlar kanalizasyona karışarak kirliliğe sebep olur.

•Çamaşır suyu, atık maddelerin ayrılıp çözülmesini sağlayan yararlı bakterileri öldürür. Çamaşır suyunu olabildiğince az kullanın.

•Bozuk musluklardan ve tuvaletlerden sızan su, evinizdeki toplam su tüketiminin yüzde 5'i kadardır. Akan tesisatınızı onarın.

•Kapı önü, balkon, teras gibi yerlerin temizliğinde hortumla su tutmak yerine süpürge kullanın.

•Bahçenizi sulamak için, buharlaşmanın az olduğu sabah ya da akşamüstü saatlerini tercih edin.

•Arabanızı yıkarken kova ve sünger kullanın. Hortumla yıkama, yaklaşık 550 litre su kullanımı demektir.

•Musluklara ve duş başlıklarına takılan ve su akışını azaltırken basıncı artıran yeni sistemleri edinin.

•Suyu kireç ve bakterilerden arındıran filtreler kullanın.
 

2.Tarım ve gıda
•Organik tarımla elde edilen ürünleri seçin. Organik tarımla elde edilen sebzeler diğerlerine göre daha fazla yararlı madde içermektedir.

•Uluslararası sertifikaları olan organik tarım ve hayvancılık ürünlerini tüketerek sürdürülebilir üretimleri destekleyin, organik tarımın yaygınlaşmasına katkıda bulunun.

•Günlük gıdalarınızı seçerken mümkün olduğu kadar yaşadığınız yörede ve bulunduğunuz mevsimde yetişen taze besinleri tercih edin. Bu hem sizin sağlığınız hem de çevre açısından en doğru yaklaşımdır.

•Doğal koşulları zorlamadan ve değiştirmeden elde edilen ürünlerle beslenerek hem kendinize, hem de çevreye verilen zararın azalmasına katkıda bulunun.

•İşlenmiş, ambalajlanmış gıda satın alırken ya da tüketirken mutlaka üretim, tüketim tarihlerini ve içindekiler bölümünü okuyun. Ürünün içinde bilmediğiniz maddeler varsa mutlaka ne olduklarını araştırın.
 

3.Temizlik
•Temizlik ürünü satın alırken, ne tür temizlik için kullanacağınızı düşünün. Yalnızca gereksiniminiz olan ürünleri satın alın.

•Temizlik ürünü satın alırken konsantre ürünleri tercih etmeniz hem tasarruf sağlar, hem de daha az ambalaj tüketmenize neden olur.Ambalajı geri dönüştürülmüş ürünleri tercih edin.

•Aldığınız ürünü kullanmadan önce, mutlaka kullanma kılavuzunu okuyun.

•Temizlik ürünlerini kesinlikle birbiriyle karıştırmayın.

•Kullanma dozunu etikette belirtildiği kadar ayarlayın. Fazla kullanmak daha iyi temizlik sağlamazken, hem sağlığınıza, hem de çevreye daha çok zarar verir.

•Temizlik ürününü çocukların erişemeyeceği yerlerde saklayın.

•Temizlik ürünlerinin kapaklarını sıkıca kapatın ve hiçbir temizlik ürününü yiyeceklerle aynı dolapta saklamayın.

•Temizlik ürünlerini sonuna kadar kullanın. Ambalajları içinde kalan maddelerle çöpe atmayın.

•Hiçbir temizlik ürününü kendi ambalajından başka bir ambalajda saklamayın.

•Bulaşık makinesine koymadan önce yemek artıklarını iyice temizleyin.

•Yanıcı maddeleri yaşam alanınızdan uzak bir yerde saklayın.

•Temizlik ürünlerini oda sıcaklığında ve kuru bir yerde saklayın.

•Fazla miktarda temizlik ürünü kullanılması gerektiğinde, ortamı iyice havalandırın.

•Bulaşık ve çamaşır makinenizi aşırı doldurmamaya özen gösterirken, tam dolmadan da çalıştırmayın.

•Temizlik ürünlerini her kullanışınızda koruyucu eldiven kullanma alışkanlığı edinin.
 
4.Enerji
Her tür enerji, elde edilmesinden son kullanıcıya ulaştırılmasına kadar geçtiği tüm aşamalarda havaya, suya, yaşayan canlılara ya da yok edilmesi sorun olan atıklarıyla çevreye zarar verir.
 
Hidrolik enerji, nehirlere barajlar kurulmasına, barajlar da nehir kıyısında yaşayan insan topluluklarının başka yerlere göç etmesine ve nehir ekosisteminin çökmesine sebep olur. Rüzgar ve güneş enerjisi santralleri habitatların etkilenmesi ve doğal peyzaj bütünlüğünün bozulması anlamına gelir.
 
Biyokütle enerjisi temini için kullanılan bitkilerin yetiştirileceği tarlalar, belirli doğal alanların tarım alanına dönüştürülmesine sebep olur. Fosil yakıtların yerini nükleer enerjinin alması, hem nükleer kaza kaygısı, hem de radyoaktif atıkların güvenli biçimde depolanamaması yüzünden olanaksız görünür.
 
•Gerekmediği zamanlarda bir saniyeliğine bile olsa ışığı kapatın.
•Her ortam için doğru tip ve büyüklükte ışıklandırma kullanın.
•Floresan ampulleri tercih edin.
•Mikrodalga fırınlar donmuş yiyeceklerin çözülmesi için kullanıldığında fazla enerji harcar. Ancak yiyeceklerin ısıtılması, az miktarda yemek yapılması, su kaynatılması gibi amaçlarla kullanıldığında ekonomiktir.
•Suyu ocak yerine elektrikli ısıtıcıda ısıtarak hem daha hızlı sonuç alırsınız, hem de daha az enerji harcarsınız.
•Güneşi bol yerlerde yaşıyorsanız, sıcak su gereksiniminizi güneş enerjisiyle sağlayın.
•Klimaların filtresini en az ayda bir kez değiştirin.
•Evinizi ısı kaybına karşı yalıtın.
•Eşyalarınızı radyatörleri kapatacak şekilde yerleştirmeyin.
•Eğer çok ihtiyaç varsa, klima yerine vantilatör kullanmayı tercih edin.
•Klima kullanıyorsanız, doğrudan güneş ışığı almayan yerlere yerleştirin.
•Mutlaka kurşunsuz benzin kullanın. Yüksek performans sağlayan benzin türlerini yeğleyin.
•Otomobil alırken, öncelikle gereksiniminize göre büyüklüğünü belirleyin. Daha sonra da kendi sınıfında yakıt tüketimi en az olan modelleri seçin. Hem siz tasarruf edersiniz, hem de doğaya yararlı olursunuz.
•Evinizde kullandığınız yakıtların düşük kükürt içermesine özen gösterin.
•Günümüzde çalıştırılmadan önce otomobillerin motorlarının ısıtılmasına gerek yoktur.
•Otomobillerde aşırı yük taşımak benzin tüketimini artırır. Taşıma kapasitesini aşmayın.
 
5.Ulaşım
Ulaşım araçlarının karbondioksit (CO2) emisyonu, sera etkisi yaratan en etkin gazlardandır. Toplam karbondioksit emisyonunun yüzde 80'i ve azot oksitlerin (NOx) emisyonunun yüzde 60'ı kara yolu ulaşımından kaynaklanır.
 
•Olabildiğince toplu taşıma araçlarını tercih edin.
•Kısa mesafelere arabayla gitmek yerine, yürüyün.
•Satın alırken kurşunsuz benzin tüketen araçları tercih edin.
•Aracın egzoz emisyon ölçümünü, lastiklerin rot-balans ve hava ayarını düzenli aralıklarla yaptırın.
•Benzin deposunu ağzına kadar doldurtmayın. Depo çok dolu olduğunda benzin buharı sızarak hava kirliliğine sebep olur.
•Dengesiz ve aracın kapasitesinin üzerindeki yüklemeler, daha fazla benzin yakılmasına ve lastiklerin ömrünün azalmasına sebep olur.
•Uzun duraklamalarda aracın kontağını kapatın.
•Kullandığınız fren ve debriyaj balatalarının asbestsiz olmasına dikkat edin. Her fren yaptığınızda balatalardan ya da sürekli kullanım halinde olan debriyaj sisteminden atmosfere karışan asbest, solunum yoluyla akciğerlere gider.
•Aracınızın düzenli bakımını ihmal etmeyin.
•Gereksinim duyduğunuzdan daha büyük araç almayın. Aracınızın hava ve yakıt filtrelerini her zaman temiz tutun.
•Araç kullanırken bütün camları sonuna kadar açmak aracın aerodinamik yapısını bozarak daha fazla yakıt tüketimine sebep olur.
•Patinajlar ve ani frenler hem daha fazla yakıt tüketmenize, hem de lastiklerin ve fren balatalarının aşınmasına sebep olur.
•Satın aldığınız aracın Avrupa Birliği emisyon normlarına uygun bir motora sahip olduğundan emin olun.
 
6.Ambalaj
Plastik
Plastiğin doğada yok olma süresi bin yıldır. Ham petrol, doğal gaz gibi yenilenemeyen kaynaklar plastik üretimi için azaltılmakta, oluşan zararlı gazlar hava, su ve çevre kirliliğine sebep olmaktadır. Plastik yandığında, çok tehlikeli bir madde olan ve sera etkisi yaratan dioksin ortaya çıkar.
 
Cam
Kullandığımız tüm ürünler içinde yüzde 100 geri dönüştürülebilen ve sonsuz kullanımı olan tek madde camdır. Cam çevreden toplanıp renk ayrımı, temizleme, yıkama ve öğütme işlemlerinden geçtikten sonra yeniden üretime kazandırılır.
 
Kırık camların eritilmesi ve yeniden değerlendirilmesi, asıl süreçten yüzde 32 daha az enerji kullanılmasını sağlar. Yani, bir tek cam şişe geri dönüştürüldüğünde, 100 Watlık bir ampulü dört saat yakabilecek enerji tasarruf edilmiş olur. Hammadde kullanımı yerine geri dönüşüm yoluyla üretilen cam, üretimi sırasında neden olunan hava kirliliğini yüzde 20 oranında, su kirliliğini de yüzde 50 oranında azaltır.

Cam ambalajların bir özelliği de cam şişe ve kavanozların yıkanarak tekrar kullanılabilmesidir. Bunlar toplandıktan sonra fabrikada yıkanır ve tekrar doldurulurlar. Bir cam şişe ortalama 20 kez kullanıldıktan sonra geri dönüştürülür.
 
Kağıt
Kağıdın hammadesi olan selüloz lifi, odun, pamuk, şeker kamışı ve kullanılmış kağıttan elde edilir. Avrupa'da atık kağıt tüm kağıt üretiminin yüzde 65'ini karşılamaktadır.
 
Kullanımdan geri dönen atık kağıtlar, mürekkepten arındırma ve beyazlatma gibi birtakım işlemlerden geçirilir. Üretilen kağıdın, en iyi koşullarda ancak yüzde 40'ı geri dönüştürülebilmektedir.

İş dünyasının yazı kağıtları ve fotokopilerden yılda yaklaşık 1 milyon ton atık kağıt ürettiği tahmin edilmektedir.

Yüzde 100 geri dönüşümlü kağıttan üretilmiş bir ton kağıt, 17 ağaç, 4100 kws enerji ve yaklaşık 26.5 m3 suyun tasarruf edilmesi demektir. Geri dönüşümlü liften üretilmiş kağıt, hava kirliliğini yüzde 74, su kirliliğini yüzde 35, enerji sarfiyatını yüzde 28 oranında azaltmaktadır. Ancak bir süre sonra lifleri parçalanarak kullanılmaz hale geldiği için kağıt atıklarının geri dönüşümü sınırlıdır.
 
Metal
Bugün konserve, reçel, hayvan mamaları, tatlılar, çaylar, kahveler, meşrubatlar ve spreyler gibi birçok ürünün saklanmasında metal ambalajlar kullanılmaktadır.
 
Evsel atıkların yüzde 5'ini oluşturan metal ambalajların çöpe atılması, çok büyük miktarda hammadde ve enerji kaybına sebep olur. Metal ambalajların geri dönüştürülmesi, kok kömürü, kireçtaşı ve demir cevheri çıkartılmasının üzerindeki yükü ve çöp dağlarında kapladıkları yeri azaltmaktadır.
 
Bir ton kalay kaplı çeliğin geri dönüştürülmesi sonucu 1.5 ton demir cevheri ve 0.5 ton kok kömüründen tasarruf edilmektedir. Hammadde olarak demir cevheri kullanmak yerine metal ambalajların geri dönüştürülmesi enerji sarfiyatını yüzde 70, hava kirliliğini yüzde 30 ve su kirliliğini yüzde 60-70 azaltır.
 
Aluminyum

Değerli olması ve çok kolay işlenmesi, alüminyumun geri dönüşümünü kolaylaştırmıştır. Bugün, tüm dünyada dakikada yaklaşık 108 bin alüminyum kutu geri dönüştürülmektedir. Orijinal hammadde kullanmak yerine geri dönüşüm yoluyla üretilen her bir alüminyum kutunun üretiminde yüzde 95 daha az enerji harcanmaktadır.

•Geri dönüşümü destekleyin. Ambalajında geri dönüşüm işareti olan ürünleri yeğleyin.
•Cam ambalajın binlerce yıldır geri döndüğünü ve içindeki ürünün camla hiçbir etkileşimde bulunmadığını bilerek alın.
•Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi plastik ürünleri yeniden kullanın.
•Plastik traş bıçağı, çakmak, tükenmez kalem, folyo pişirme kapları gibi tek ya da çok az kulanımlık ürünleri kullanmayı en aza indirin.
•Az miktardaki alışverişlerinizde plastik poşet kullanmayın.
•Büyük boy ürünleri kullanın. Hacmi fazla ürünler hem daha fazla kulanım hem de daha az ambalaj tüketimi demektir.
•Şişe ve kavanoz gibi cam saklama ürünlerini tekrar kullanın.
•Atmak istediğiniz cam malzemeleri organik çöplerle birlikte atmayın. Biriktirip en yakınınızdaki cam kumbaralarına atın.
•Cam şişe ve kavanozları atarken renklileri ve renksizleri ayırın. Metal kapakları çıkartın.
•Çok fazla ambalaj malzemesi kullanılmış ürünleri almayın.
•Çocuklara oyuncak alırken dayanıklı olmasına dikkat edin. Oyuncaklar bozulduklarında çöpe giderler ve geri dönüşümleri çok zordur.
•Hediye olarak sevdiklerinize bir çevre örgütünün üyeliğini verin.
 
7.Sağlık
•Doğru ve dengeli beslenme alışkanlıkları edinin.
•Doğal yöntemlerle üretilmiş, ekolojik sebze ve meyvelerle beslenmeye özen gösterin.
•Düzenli spor yapın.
•UVA ve UVB ışınlarının zararlarından korunmak için mutlaka filtreli güneş gözlüğü kullanın.
•Güneşe çıkarken mutlaka koruyucu güneş gözlüğü kullanın.
•Sigara içmeyin, sigara içilen ortamlardan olabildiğince uzak durun.
•Evde kullandığınız boya incelticileri, temizlik malzemeleri gibi çözücülerin kapaklarını işiniz bittiğinde sıkıca kapatın. Bu ürünlerin içinde bulunan bazı zararlı maddeler buharlaşarak havaya karışır ve sağlığınızı ciddi olarak tehdit eder.
•Hastalandığınızda doğru ilacı, doğru zamanda, gerektiği miktarda kullanın. Doktor önerisi dışında ilaç kullanmayın.
•İlaçları ve aşıları uygun sıcaklıkta saklayın. Kullanmadan önce prospektüsleri okuyun.
•Son kullanma tarihi geçen ilaçların çöpe atılması çevre açısından tehlike yaratır. Bu ilaçlar usulüne uygun olarak paketlenerek Belediye Sağlık İşleri'nin denetiminde ortadan kaldırılmalıdır.
 
8.Bilgisayar ve ofis malzemeleri
Bilgisayar, yaklaşık 24 kiloluk bir metal, plastik, cam ve silikon yığınıdır. Bir tek bilgisayarda bulunan yongaları üretmek için 12 ton su tüketilir. Bütün bir bilgisayarın üretimindeyse yaklaşık 33 ton su, 1 kg bakır, 700 çeşit kimyasal madde kullanılır, 2300 kws enerji harcanır ve 63 kg çöp ortaya çıkar.
 
•Evinize ya da iş yerinize alacağınız bilgisayarın, yazıcının ya da fotokopi makinesinin, hem şimdiki hem de gelecekteki gereksinimlerinizi karşılayacak nitelikte olmasına özen gösterin.
•Elektrik tüketimi benzerlerine göre daha düşük modelleri satın alın.
•Aldığınız bilgisayarın ya da ambalajın, CD, disket, toner, kartuş vb. ofis gereçlerinin geri dönüşümlü malzemeden üretildiğinden emin olun.
•Geri dönüşümlü kağıt kullanabilen yazıcıları yeğleyin.
•Bilgisayardaki metinlerden kağıt çıktısı almaktan vazgeçin. Bu konuda ısrar eden kişilerin de bundan vazeçmesini sağlamaya çalışın.
•Yazılı haberleşme yerine elektronik haberleşmeyi, kağıt kullanarak faks çekme yerine bilgisayarla faks çekmeyi ya da e-posta göndermeyi, belgeleri fotokopiyle çoğaltmak yerine elektronik ortamda iletimini tercih ederek kağıt kullanımını en aza indirin.
•İş yerinde yazıcıları olabildiğince paylaşın.
•Kullanmadığınız zamanlarda bilgisayarınızı ve tüm ofis gereçlerini kapatın. Bekleme konumunda da enerji tüketimi önemli düzeydedir.
•Yazıcı ve fotokopi makinelerinde, üreticinin önerdiği kağıt ve diğer tüketim malzemelerini kullanın. Yanlış malzeme, gerecin bozulmasına sebep olabilir.
•Kullanmayacağınız bilgisayarları atmayın, Türkiye'de bilgisayarla henüz tanışmamış daha pek çok okul olduğunu unutmayın.
 
9.Kozmetik
•Kozmetik ürünlerin bulunduğu şişe, kutu vb. kapaklarını sıkıca kapatın.
•Güneş, kozmetiklerin içindeki koruyucuların bozulmasına sebep olur. Kozmetiklerinizi güneşte ve sıcak ortamlarda bırakmayın.
•Ürüne asla su eklemeyin. Su, bakterilerin üremesine sebep olur.
•Kokusu ya da rengi değişen ürünü atın.
•Ambalajı zarar görmüş ürünü satın almayın.
•Hayvanlar üzerinde test edilen ürünleri satın almayın.
•Geri dönüşümlü ambalajı olan ürünleri tercih edin.
•Ürünün etiketini, içindekiler bölümünü ve kullanma talimatlarını mutlaka okuyun.
•CFC içeren spreyleri kesinlikle kullanmayın. Ozon tabakasına zarar vermeyen ürünleri tercih edin.
•Makyaj malzemelerinizi başkalarıyla ortak kullanmayın. Mikrop bulaşabilir.
•Temizliğinden emin olmadığınız parfümerilerdeki deneme ürünlerini kullanmayın.
•Göz makyajı ürünlerinizi 3-4 ayda bir değiştirin.
•Araba kulanırken asla göz makyajı yapmaya çalışmayın.
•Enfeksiyon durumunda, durumu farkettiğiniz anda ürünü kullanmayı bırakın. O ürünü bir daha kullanmayın, atın.
•Ürünü kullanmayı bıraktıktan sonra, ciltte oluşan sorunlar devam ederse, bir cilt doktoruna gidin.
•"Dermatolojik olarak test edilmiştir", "hipoalerjenik", "doğal ürünler içerir" gibi yazılara dikkat edin ve bu tür ürünleri almaya çalışın.
•Güneşe çıkarken, mutlaka yüksek koruma faktörlü kremler kullanın.
•Alfa hidroksil asit (AHA) içerikli kremleri almadan önce cildinizin küçük bir bölümünde deneyin.
•AHA içerikli ürünler güneşin etkisini artırmaktadır. AHA içerikli bir ürün kullanıyorsanız, güneşe mümkün olduğu kadar az çıkın, mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanın.
•Saçlarınızı boyatmadan 24 saat önce dirseğinizin iç tarafına çok az miktarda boyayı sürerek deneyin. Saç boyaları birçok kişide alerjik tepkilere yol açmaktadır.
•Manikür sırasında, tırnakları çevreleyen deriyi kesmeyin ve itmeyin. Bu deriler, tırnağı oluşturan hücreleri korumakta ve enfeksiyonu engellemektedir.
•Yapay tırnak kullanmayın. Uzun süre yapay tırnak kullanımı tırnakların ince, donuk ve kırılgan olmasına neden olur.
 
10.Zehirli kımyasallar
Oturma ve yatak odasında
•Sentetik halılar, sentetik köpüklerden yapılan şilteler ve döşemeler, köpük, lateks ya da plastik malzemeden yapılan örtüler kullanmayın, bunlar uçucu organik kimyasallar (VOC) yayar. Yün, pamuk, jüt gibi organik doğal liflerden üretilmiş halıları tercih edin.
•Halı yerine ahşap, seramik ya da mantar taban malzemelerini tercih edin.
•Ürünlerde bulunan, brom içeren yanmayı önleyici maddelere kısıtlama getiren TCO 95 etiketi taşıyan bilgisayarları ve monitörleri alın.
•Eğer hamileyseniz, halı kaplatma ya da önceden kaplanmış halıları kaldırtma, badana-boya işleri yaptırmayın.
•Oda spreyleri ve koku yayıcılar yerine temiz havayı yeğleyin, pencerelerinizi açın! Bunu yapamıyorsanız, bir kase kabartma tozu gibi doğal koku gidericileri ya da vazo çiçekleri kullanın.
•Kuru temizlemeden olabildiğince uzak durun. Makinede yıkanabilen kumaşları tercih edin.
•Yatak odanızda televizyon, bilgisayar, video gibi elektronik aletler bulunmamasına özen gösterin.
 
Çocuk bakımında
•İçeriğinde polikarbonat bulunan biberonları satın almayın. Piyasadaki biberonların çoğu, bisfenol A içeren polikarbonattan yapılmıştır. Bisfenol A, biberonun içindeki sıvıya geçebilen, hormon sistemine zarar verici bir kimyasaldır. Biberonun ambalajındaki PC7 yazısı ya da geri dönüşüm üçgeni içindeki 7 rakamı, ürünün içeriğinde polikarbonat kullanıldığını belirtir.
•Eskimiş biberonları kullanmayın.
•Çocukların iki yıldan daha eski PVC oyuncaklarla oynamasına izin vermeyin.
•Çocuklar için plastik logo taşımayan ve kimyasal işlemden geçmemiş giysileri tercih edin.
 
Banyoda
•Sentetik kokulu kozmetikleri kullanmak yerine, doğal ürünlerden yapılmış, kokusuz kozmetikleri kullanın.
•Triklosan içeren diş fırçalarını, diş macunlarını ve ağız sularını kullanmayın.
•Tehlikeli kokuları ve uçucu organik kimyasalları emebilen vinil yer malzemesinden uzak durun.
•Klorinle ağartılmış kağıt bazlı temizlik ürünlerini kullanmayın.
•Ürünlerinde phthalates kullanılmadığını belirten markaları tercih edin.
•İçinde böcek öldürücü bulunan bit şampuanlarını kullanmayın. Bunlar tümüyle zehirli kimyasallardır. Plastik bit tarağı kullanarak, saçları ıslakken tarayın.
 
Mutfakta
•Taze meyve ve sebzeleri iyice yıkamadan ve soymadan yemeyin.
•Konserve gıdalardan uzak durun.
•Triklosan içeren plastik kesme tahtalarını, bulaşık bezlerini, süngerleri, deterjanları, sabunları ve dezenfektanları kullanmayın.
•Streç film kullanmayın.
•Ambalajında PVC3 ve PC7 yazılarını ya da geri dönüşüm üçgeni içinde 3 ve 7 sayılarını gördüğünüz ürünleri almayın.
•Taze, organik gıdaları işlenmiş gıdalara tercih edin.
•Su filtresi kullanın.
•Yağ oranı yüksek yiyeceklerin tüketimini en aza indirin.
•Ton balığı gibi yağ oranı yüksek balıklar, yüksek düzeyde kimyasal madde içerebilir. Bu durum özellikle çocuklar, hamile kadınlar, hamile kalmayı planlayan ya da bebek emziren kadınlar için zararlıdır.
 
11.Sürdürülebilir kalkınma kavramı
•Yaşama saygı duymak
•İnsanoğlunun yaşam kalitesini artırmak
•Yeryüzündeki yaşamın çeşitliliğini korumak
•Yenilenemeyen kaynakların tüketimini en aza indirmek
•Yeryüzünün taşıma kapasitesinin üzerine çıkmamak
•Alışkanlıklarımızı değiştirmek
•Herkesin kendi yöresine sahip çıkmasına olanak tanımak
•Kalkınma ve çevreyi bütüncül politikalar çerçevesinde ele almak
TÜRKİYE’YE ETKİLERİ

2070’te Türkiye genelinde sıcaklıklar 6 derece kadar yükselecek, Karadeniz Bölgesi dışında yağışlar iyice azalacak. Ekosistem değişince, birçok canlı türü de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü, küresel ısınmasının, Türkiye üzerindeki etkilerine ilişkin bir senaryo hazırladı. Bu senaryoya göre, küresel ısınma aynı şekilde devam ederse, 2070’te Türkiye genelinde sıcaklıklar 6 derece kadar yükselecek. Ekosistem değişecek, canlı türleri yok olma tehlikesi yaşayacak.Prof.Dr. Nüzhet Dalfes, Türkiye’nin küresel ısınmayla mücadele karşısındaki tutumunu, “İlk defa bir yerde Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bizden bilgi talep eder durumda oldu. Bu tabii bizi çok sevindirdi ama Türkiye bu açıdan geç kalmış bir ülke” sözleriyle eleştirdi.

Çevre ve Orman Bakanlığı’nın isteğiyle, “Türkiye için iklim değişikliği senaryoları” başlıklı bir rapor hazırladıklarını söyleyen Dalfes, şu ana kadar elde edilen verilerin, 2070 -2100 yılları arasını kapsadığını açıkladı.

Dalfes, çalışmayla en kötü durum için hazınlanmış bir projeksiyon yapıldığını dile getirerek, “Türkiye’yi hoş olmayan bir tablo bekliyor” dedi.

Eldeki verilere göre küresel ısınma aynı şekilde devam ederse, yaz aylarında Türkiye’nin batısında sıcaklıklar 5 ila 6 derece, Orta ve Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise 3 ila 4 derece yükselecek.

Kış aylarında da sıcaklıklar 2 ila 3 derece yükselecek.

Senaryoya göre, 2070 yılında Karadeniz Bölgesi’nde yağışlar yüzde 10 ila 20’lik artış gösterecek, güneyde ise yüzde 30’a kadar azalacak.

Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, iklim değişikliklerinin farklı şekillerde hissedileceğini, önümüzdeki on yıllarda iklimin değişikliğinin daha fazla hissedileceğini vurgulayarak şöyle diyor:

“Kar yağdığı kışlar da olacak, daha az kar yağdığı kışlar da olacak. Türkiye’nin ekosistemlerinde ciddi sorunlar olacak ki bu ekosistemler de bir ülkeyi bir coğrafyayı ayakta tutan şeyler... Böceğiyle, merasıyla, kurduyla, hayvanıyla canlılar etkilenecek, bir sürü canlı yok olacak...”

Dalfes, küresel ısınmayla mücadele konusunda, öncelikle, sera gazlarının yayılımının azaltılması gerektiğini vurguluyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü tarafından yürütülen çalışmaların önümüzdeki yıl tamamlanması planlanıyor.
Back To Home Page